EVRİM SERÜVENİ

4gGc...stYH
6 Feb 2024
27

Özet

Günümüzde evrim teorisi denince akla gelen düşünce, yaşamın cansız maddeden kendiliğinden doğduğu ve doğal seçilim yoluyla türsel olarak çeşitlendiğidir. Bu düşüncenin arkasında materyalist-natüralist evrimci paradigmanın, yaşamın kökeni sorununu evrim teorisiyle açıklamaya çabası yatmaktadır. Hâlbuki evrim teorisi, Darwin tarafından öne sürüldüğü biçimiyle, sadece yaşamın gördüğümüz zengin çeşitliliğini açıklamaya yöneliktir. Çünkü evrimin çalışmaya başlaması için en basit formda yaşamın elde var olması gerekir. Dahası ne evrimin doğal seçilim mekanizması yaşamın kökeni ile ilgilidir, ne de yaşamın kökeni doğal seçilimli evrimle tatmin edici olarak ortaya konabilmektedir. Bu çalışma, yaşamın kökeni konusunun evrim teorisinin açıklama alanına dâhil olmadığını iddia etmekte ve bu doğrultuda materyalist-naturalist teorileri tartışmaktadır. Sonuç olarak ise halen bilimsel bir açıklamaya kavuşturulamamış olan yaşamın kökeni hakkında Tanrı düşüncesine başvuru imkânına yer vermektedir. Anahtar Kelimeler: Yaşamın Kökeni, Evrim Teorisi, Diyalektik Materyalizm, Biyoloji Felsefesi, Din Felsefesi.


Evrim Nedir:
Günümüzde evrim teorisi denince akla gelen düşünce, yaşamın cansız maddeden kendiliğinden doğduğu ve doğal seçilim yoluyla türsel olarak çeşitlendiğidir. Bu düşüncenin arkasında materyalist-natüralist evrimci paradigmanın, yaşamın kökeni sorununu evrim teorisiyle açıklamaya çabası yatmaktadır. Hâlbuki evrim teorisi, Darwin tarafından öne sürüldüğü biçimiyle, sadece yaşamın gördüğümüz zengin çeşitliliğini açıklamaya yöneliktir.Çünkü evrimin çalışmaya başlaması için en basit formda yaşamın elde var olması gerekir. Dahası ne evrimin doğal seçilim mekanizması yaşamın kökeni ile ilgilidir, ne de yaşamın kökeni doğal seçilimli evrimle tatmin edici olarak ortaya konabilmektedir.



  • Popülasyon: Evrimsel süreçte değişen bireyler değil, popülasyonlardır. Yani tekil bireyler (örneğin bu yazıyı okuyan siz veya tekil olarak köpeğiniz) asla evrimleşmemiştir, asla da evrimleşmeyecektir. Bireyler, evrimleşmezler; gelişirler (bunu inceleyen bilim dalı, gelişim biyolojisidir). Ancak bir türün tüm bireylerinin oluşturduğu popülasyonlar, her bir nesilde, bir önceki nesle göre daha farklı özellik dağılımlarına sahip olacaktır. İşte bu, evrimdir ve evrimsel biyoloji isimli bilim dalı tarafından incelenir. Popülasyonların değişimi, "gelişim" değildir.
  • Gen ve özellik dağılımları: Evrimde olan, bir türün bir başka türe dönüşümü olmak zorunda değildir. Evrimde değişen, popülasyonların genlerin veya özelliklerinin dağılımıdır. Örneğin uzun boyluluğa dair genlerin popülasyon içinde görülme sıklığı bir nesilden diğerine geçtiğinizde %5'ten %7'ye çıkmışsa, o popülasyon evrimleşmiş demektir. Türleşme evrimin kaçınılmaz bir sonucudur; ancak evrimden söz etmek için türleşme şart değildir!
  • Nesiller içindeki değişim: Evrimsel değişimden söz etmek için mutlaka en az 1 nesil geçmesi gerekir. Bir bireyin kendi ömrü (nesli) içerisinde geçirdiği hiçbir değişim evrimsel değildir. Ömrümüz içinde geçirdiğimiz değişimlere "gelişim" denir. Evrimsel biyoloji ile gelişimsel biyoloji iki farklı biyoloji sahasıdır.

Bu tanımın dışladığı ve hesaba katmadığı birkaç unsur vardır. Bunları vurgulamak, evrime dair kavramları daha da netleştirecektir:


T

  • Canlılık: Evrimin modern tanımlarında her zaman canlılığa özel bir vurgu yapılmaz; çünkü eğer ki belirli özellikleri taşıyan bireylerden oluşan bir popülasyon varsa ve bu popülasyonun bireylerini tanımlayan özelliklerin gelecek nesle aktarılma niteliği varsa, o bireyler geleneksel anlamda "canlı" olarak tanımlanamasa da, evrimleşebilirler. Örneğin virüsler canlı değildir; ancak evrimleşebilirler. Örneğin tamamen bilgisayar ortamında simüle edilen bireyler bile, canlı olmamalarına rağmen, evrimleşerek insan mühendisliğinin üretebildiğinden daha başarılı ürünleri evrimsel değişim yoluyla üretebilmektedir. Bunların yanısıra evrimsel değişimler, "kültürel evrim", "kimyasal evrim", "jeolojik evrim", "astroevrim" gibi her zaman doğrudan canlılıkla ilgili olmayan diğer bilim dallarında da kullanılmaktadır.


  • Türleşme ve Makroevrim: Kimi zaman evrim, kısa yoldan "bir türün bir diğerine dönüşümü" olarak tanımlanır. Halbuki bu evrimin tanımı değil, sonucudur. Gölün oluşumu sürecini, "bir çukurun suyla dolarak kapanması" olarak tanımlamak, sürece dair bir fikir verse de, bu suyla dolarak kapanma işinin nasıl gerçekleştiğini anlatmaz. Gölün oluşacağı bölgeden daha yüksekten aşağı akan su damlalarının, bu çukur içerisinde yavaş yavaş birikerek, çukurun dolmasıyla izah etmek süreci daha iyi tanımlar. Benzer şekilde, yukarıda yaptığımız evrim tanımı; yani popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içinde değişmesi, uzun vadede ve farklı çevre şartları altında birikerek yeni türleri oluşturur. Ancak söylediğimiz gibi bu, evrimin sonucudur; tanımı değil. Mikroevrim (ya da evrim), yeterli süre tanındığında makroevrimi doğurur. Damlaya damlaya göl olur. Bu açıdan evrim, genellikle kısa vadede genotipteki (genlerdeki), genellikle uzun vadede ise bu gen değişimlerine bağlı olarak fenotipteki (fiziksel özelliklerdeki) değişimdir.
  • Fosiller ve Geçiş Türleri: Evrimin tanımı genler üzerinden yapılır; fosiller veya ara geçiş türleri üzerinden değil. Fosiller, makroevrimin tartışmaya yer bırakmayan kanıtlarını sunuyor olsa da, evrimsel sürecin tespiti için fosillere ihtiyacımız yoktur. Bir diğer deyişle, elimizde hiçbir fosil bulunmasaydı da, sadece doğaya yönelik gözlemlerimizden, genetik verilerden ve matematiksel evrim sahasından yola çıkarak evrimsel değişimi ispatlamamız mümkün olurdu.


BULB: The Future of Social Media in Web3

Learn more

Enjoy this blog? Subscribe to korkmazz

7 Comments